Mülkiyet sahibi ile kiracı arasındaki ekonomik ilişkinin kriz anlarında nasıl bir psikolojik savaşa dönüştüğünün en somut örneği, sizin yaşadığınız bu kaotik tablodur. Kiracının borcunu ödememesi ve eve zarar vermesi bir hukuk davası (alacak/tazminat) konusuyken, sizin öfkenize yenik düşerek hakaret içerikli mesaj atmanız bir ceza davası konusudur. Hukuk sistemimizde “biri suç işledi diye diğerinin de suç işleme hakkı doğmaz” ilkesi geçerlidir. Yani kiracınızın size verdiği maddi zarar, sizin ona hakaret etmenizi hukuken meşru kılmaz; ancak “haksız tahrik” indirimi almanızı sağlar.Savcılık aşamasında dosyanın uzlaştırmacıya gitmesi, işlediğiniz iddia edilen hakaret suçunun uzlaşmaya tabi olmasından kaynaklanır. Bu, aslında sizin için stratejik bir fırsattır. Uzlaştırmacı, tarafları bir araya getirerek “dava açılmadan anlaşın” der. Burada ne yapmalıyım sorusunun cevabı satranç hamlesi gibi düşünülmelidir. Kiracınıza, “şikayetinden vazgeçersen ben de kira alacağımdan ve zarar tazminatından vazgeçmem ama indirim yaparım” veya “zararımı karşılarsan uzlaşırım” diyerek pazarlık masasına oturabilirsiniz. Aksi takdirde, siz hakaretten ceza alır mısınız sorusunun cevabı evet olabilirken, siz de ona karşı ayrı bir hukuk davası açarak alacaklarınızı tahsil etmeye çalışırsınız. Ancak uzlaştırma aşamasında, onun ceza tehdidini sizin alacağınızla takas etmeniz en pratik çözüm olabilir.Sonuç olarak; hakaret etmeniz suç teşkil ettiğinden uzlaştırmacı ile görüşerek, kiracının şikayetini geri çekmesi karşılığında alacaklarınız konusunda bir protokol yapmanız, sizi hem ceza almaktan kurtaracak hem de zararın tazmini için bir kapı aralayacaktır.

Bir yanıt yazın