Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
E. 2016/10980 K. 2018/17131 T. 12.09.2018
“Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden, mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202).”
Edinilmiş mallara katılma rejimi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 218 ile 241. maddeleri arasında düzenlenen ve 01.01.2002 tarihinden itibaren eşler arasında yasal mal rejimi olarak kabul edilen bir mal rejimidir. Bu rejim, evlilik birliği içinde eşlerin edindikleri malvarlığı değerlerinin, evlilik sona erdiğinde hakkaniyete uygun biçimde paylaştırılmasını amaçlamaktadır.
Türk hukukunda mal rejimlerinin tarihsel gelişimine bakıldığında, 01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde eşler arasında yasal mal rejimi olarak “mal ayrılığı rejimi” uygulanmaktaydı. Bu rejimde her eş, kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve sahipti ve mallarının idaresi kendisine aitti. Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel malları olarak kabul edilmekteydi.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi benimsenmiştir. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10. maddesine göre, Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi devam eder; ancak eşler 01.01.2002 tarihinden başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimine tabi olurlar.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin temel özellikleri şu şekilde özetlenebilir:
Birincisi, bu rejimde eşlerin malları “edinilmiş mallar” ve “kişisel mallar” olmak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır. Edinilmiş mallar, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Kişisel mallar ise eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşe ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri ve manevi tazminat alacaklarıdır.
İkincisi, mal rejiminin sona ermesi halinde her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden borçlar düşüldükten sonra kalan artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olmaktadır. Bu hak “katılma alacağı” olarak adlandırılmaktadır.
Üçüncüsü, katılma alacağı yasadan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu malvarlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunmasına gerek yoktur. Yargıtay içtihatlarında da bu husus açıkça vurgulanmaktadır.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallar ile bu tarihten sonra edinilen malların farklı hukuki rejimlere tabi olmasıdır. 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallar için mal ayrılığı rejimine ilişkin kurallar uygulanırken, bu tarihten sonra edinilen mallar için edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin kurallar uygulanmaktadır. Her iki dönemi de kapsayan bir tasfiye yapılması gerektiğinde, bu ayrımın gözetilmesi zorunludur.
Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Dolayısıyla, evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar olan dönemde mal ayrılığı rejimi, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olmaktadır.
Sonuç olarak, edinilmiş mallara katılma rejimi, eşler arasında evlilik birliği süresince edinilen malvarlığı değerlerinin adil paylaşımını sağlamayı amaçlayan, 01.01.2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olarak uygulanan ve Türk Medeni Kanunu’nda ayrıntılı olarak düzenlenen bir mal rejimidir.

Bir Cevap Yazın